May26
I am in the Institute of International Relations in Vokiecu gatve. I am just killing time till me presentation at 18.30. I hope that I won’t screw it. I have no idea what the hell I am doing right now. I had an awful time waiting for this presentation. I had an exam today and it was shit. I just expect not to fail. I hope and wish not to fail. After the exam I went to the cigar shop. Bought an AVO, smoked it with two beers and now feeling much better. I guess being dizzy during the presentation will not stop me from making an OK presentation. What do you think?
P.S. I am continiously listening to The Cure – Lovesong.
April22
Ders çalışamıyorum. Saat 1 oldu ama ben hala çalışamıyorum. Oysa bu akşam çalışmaya söz vermiştim. Sözümü tutamıyorum
P.S. Sınav çok kötü değildi.
April20
Ve hala daha hiç JAVA çalışamadım. Off, B. Msn e gelse de konuşsak bari. Çok sıkıldım
April20
Geçen gün ah aldığımdan bahsetmiştim. Saçmaladığımı fark ettim. O kişi bile saçmaladığımı düşünüyorsa saçmalamışımdır. Bu yüzden bu konuya aklımı yormayacağım o kişiyi de ne kadar istese de asla görmeyeceğim. Şuan Litvanya’daki tek amacım bir an önce bu dönemi tamamlamak ve evime dönmek. Biliyorum eve döndüğüm zaman her şey çok güzel olacak ve ben çok mutlu olacağım 
Daha önce salı günü olan Object Oriented Programming with Java dersinin sınavını geçmem gerekiyor. Umarım bunu becerebilirim. Beni seven herkes bana şans dilesin.
April18
Heni derler ya birisinin ahını almak diye. Ben bunu gerçekten de yaşadım. Size aşık bir kız var ama siz onu sevmiyorsunuz, sevemiyorsunuz. Ona karşılık vermeyi deniyorsunuz ama yapamıyorsunuz çünkü aklınız başkasında. O ağlıyor üzülüyor, yaşamak istemediğini söylüyor ama siz hiç bir şey yapamıyorsunuz. Sadece üzgünsünüz ama elinizden bir şey gelmiyor. İşte ben bir kızın bu şekilde ahını aldım. O beni affettiğini söylüyor. Benim suçum değilmiş ama ben çok üzgünüm. En başından hiç umut vermemeliydim. Tanrım beni affet…
April18
Saat gece 3.59 ve ben bu yazıyı yazmaya başladım. Gecenin bir yarısına kadar dizi izleyip saat 3.00 civarı yattım ama uyuyamıyorum. -Ah canım Mac’im az önce sesli uyarı sistemiyle bana ‘IT’S FOUR HOURS’ dedi.- Yatağımda dönüp duruyorum. İçimde tuhaf bir huzursuzluk var. Uykusuzluk la da birleşince yine aklım bana oyunlar oynuyor. Çenemin sol üst tarafındaki çiğneyici dişler sorun çıkartacak gibi. Bir tür yara oldu. Sanırım dişçiye gitmem gerekecek. Off şu dişlerden çektiklerim bir sona erse bayağı mutlu olacağım. Artık buralardan sıkıldım. Eve dönmek istiyorum. Daha önce hiç bir zaman eve dönmeyi böylesine istememiştim. Şu dönemi bir bitirsem direk eve döneceğim. Özlediğim çok fazla şey var ama sadece bir kaç kişi.
Saat gece 4.04 ve ben bu yazıyı yazmayı bitirdim.
April10
Beynimdeki düşünceler yumağını kusmak istiyorum ama o kadar büyük ve karışık ki onu bir türlü oradan çıkartamıyorum. Kafatasımı açsalar acaba onu oradan alabilirler mi? -Ah bu arada aklıma geldi sitenin alan adı tescili parasını yatırmam gerekiyordu. Onu unutmadan bugün yatırayım bu yazı bitince.- Şu an hayatım çok karışık. Aklım çok karışık. Bütün her şey koca bir yumak oldu ve yumak dolandı. Yumağı çözüp bir şeyler yapamıyorum. Ah bir yapabilsem ne kadar da güzel olurdu. Öncelikle dersler büyük bir yumak. Yarın akşama kadar bitirmem gereken bir pazar araştırması. Pazartesi iki, salı bir tane sınavım var ve bu sınavlara gerçekten de çalışmam gerekiyor. Onun dışında polis bana saldıran beyinsizi bulabilecek mi? Aklımda saldırı ile ilgili detaylar dönüp duruyor. Ve bütün bunların arasında bana umut veren birisi var. Kaç yaş büyüğüm ben kendime umut veremezken o nasılsa bana umut verebiliyor. Söylemekten de nefret ediyorum ama en başından beri buraya gelmeme karşı olduğu için haklı da. Yıllardır aklımda dolanan yumağın belki de en karmaşık düğümlerinde o var. Ben artık bu yumağı çözmek istiyorum. Ama sabretmeliyim. Sabret Cihan, bu dönem bitip evine dönene kadar sabret. Ve inan o zaman her şey çok güzel olacak ve nihayet düğümler çözülecek. Yani en azından umarım…
April3
Paskalya tatilinde Amsterdam, Brüksel, Luxembourg ve Paris’i içeren ufak bir gezi yaptım ama malesef bu gezilerle ilgili hoş şeylere yazamıyorum size. Çok daha farklı ve kötü şeyler oldu. Size bunları yazacağım.
Geçen Cuma Vilnius’da Transylvania’da ırkçı bir salağın saldırısına uğradım. Olayın detaylarını yazacak mecalim yok. Sonuç olarak beş dişim kırıldı ve yüzümde ufak berelenmeler var. Şuan İzmir’deyim dişlerimi yaptırdım. Eskisi kadar güzel gözüküyorlar ama ben insanları anlayamıyorum. Neden hala bu kadar ilkeliz? Neden bu ırksal ayrımlar? Sadece buna yanıtı olan var mı diye merak ettim.
March15
Dün akşam Evelina, Przemek ve ben Posh a gittik. Çok methini duyduk had bir deneyelim dedik. Gitmeden önce Posh’ta selection olduğunu biliyorduk. Bir gün önce yurttan iki Ukraynalı kız gitmek istemiş. Bir tanesinin kıyafetlerini beyenmemişler, diğerine ise git erkek arkadaş bulup gel demişler. Eh bir selection olduğunu duyunca düzgün bir şeyler bekliyorsun aslında ama pek de öyle çıkmadı. Üçümüz de son derece karizmatik insanlar olduğumuzdan bizim selection ile ilgili bir sorunumuz olmadı. İçeri girdirk birer Guiness alıp oturmaya başladık. saat 00.00 ‘a kadar ortam baya sıkıcıydı. Geceyarısı dansçı hatunların platformlara çıkmasıyla ortam biraz eğlenceli hale geldi ama selection konusunda takık kaldım ben. Çünkü içerisi 16-22 kız ve 28+ erkek doluydu. Özellikle çoğu erkek mal gibi oturuyordu ve dans etmiyordu. Erkeklerin bir yerde dans etmemesinin beni rahatsız edeceği hiç aklıma gelmezdi. Bir yerde selection olunca daha iyi bir kalite bekliyorsun ama malesef bu seferki bira hayal kırıklığıydı. Hoş erkeklerin dans etmemesi başka açılardan çok işime yaradı
ama konumuz bu değil.
March12
Çok sıkıldım. Gerçekten de çok sıkıldım. Dışarı çıkmak istiyorum ama bilemiyorum. Ne yapacağıma dair hiç bir fikrim yok ve çok sıkıldım.